Ana Sayfa / Beslenme Tavsiyeleri / Anne ve bebekler için doğal beslenme nasıl belirlenir?

Anne ve bebekler için doğal beslenme nasıl belirlenir?


Bebeğin Beslenmesi:

  Beslenme yaşamın her döneminde önemlidir. Büyümenin en hızlı olduğu evrelerden bebeklik döneminde beslenme ayrı bir önem taşımaktadır. Doğumdan iki yaşın sonuna kadar devam eden dönem, çocuklarda büyüme-gelişmenin en hızlı olduğu yaşama sağlıklı başlangıç için en kritik dönemdir. Çocukluk çağı hastalıklarının en önemli ölüm nedenlerinden biri olan büyüme geriliği, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri ile ishaller en sık 0-2 yaş grubu çocuklarda görülmektedir. Büyümenin en hızlı olduğu bu dönemde oluşan büyüme geriliğinin iki yaş sonrasında düzeltilmesi oldukça güçtür. Bu nedenle, süt çocuğu ve küçük çocukların beslenmesiyle ilgili alışkanlıkların bu dönemde kazandırılması ve annelerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. 

  Anne Sütü:

  Bir toplumun geleceği sağlıklı bireylerin varlığı ile süreklidir. Çocukların sağlıklı olarak dünyaya gelmesi ve yetişmesi için annelerin gebe ve emziklilik döneminde, fetal gelişme, süt yapımı, besinlere olan gereksinmelerinin artması ve buna bağlı olarak yeterli ve dengeli beslenmeleri ve sağlıklarını korumaları konusunda bilinçlendirilmeleri gereklidir.

  Yeni doğan bir bebek için en uygun besin ANNE SÜTÜ’ dür. Anne sütü bebeğin sağlıklı olması, tüm besin öğeleri gereksinmelerini karşılaması, kolaylıkla sindirilebilmesi ve enfeksiyonlara karşı koruması açısından yeri doldurulamaz bir besindir.

  Yeni doğan bir bebeğe ilk 6 aylık dönemde sadece anne sütü verilmelidir.   Anne sütü; bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için gerekli olan tüm enerji ve besin ögelerini içerir. Biyoyararlılığı yüksektir ve sindirimi kolaydır. 

ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI:

*Bebek Açısından Yararları:

• Bebeklerde duyusal ve bilişsel gelişimi destekler,

• İshal, pnomoni, otitis media, idrar yolu vb. enfeksiyon hastalıklarından korur,

• Sadece anne sütüyle beslenme, ishal ve pnomoni kaynaklı bebek ölümlerini azaltır,

• Hastalıklardan iyileşmeyi hızlandırır,

• Ani bebek ölüm sendrom riskini azaltır,

• Astım, egzama ve alerjik hastalıklardan korur,

• Çocukluk çağı yüksek tansiyon riskini azaltır,

• Çocukluk, adolesan ve erişkin donem obezite riskini azaltır,

• İleri yaşlarda görülen tip II diyabet, kalp damar hastalıkları ve inme riskini azaltır.

*Anne Acısından Yararları:

• Doğumdan sonra annenin hızlı iyileşmesine yardımcıdır,

• Over (yumurtalık) ve meme kanser riskini azaltır,

• Gebelikler arası süreyi uzatır,

• Annenin gebelik öncesi vücut ağırlığına çabuk dönmesine yardımcı olur,

• Annenin sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmesini sağlar.

*Toplumsal Yararları:   Anne sütüyle beslenme en güvenli (doğal, hazır, hijyenik), en çevreci beslenme yöntemidir.   Sağlık harcamalarını, iş gücü kaybını ve bebek beslenmesine ilişkin harcamaları azaltarak aile ve ulusal düzeyde ekonomiye katkı sağlar. 

   Anne sütü bebeklerin enerji ve besin öğeleri gereksinimlerinin;

•    İlk 6 ayda tamamını, 

•    6-12. ayda yarısını, 

•    13-24 aylar arasında ise üçte birini karşılar.   “Sadece anne sütü ile besleme” su dahil herhangi bir yiyecek ve içecek verilmeksizin, bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesi olarak tanımlanmaktadır.

  Anne Sütü ile Beslenme Durumu:

  Dünya genelinde ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme sıklığı %33-37 arasında değişmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Bölgesi üye ülkelerinin (53 ülke) anne sütü ile beslenme uygulamaları ve politikalarının değerlendirildiği çalışmada; ilk bir saatte anne sütü beslenme sıklığı %4.6-83.8, altıncı aya kadar her hangi bir dönemde sadece anne sütüyle beslenme sıklığı %2.0-54.8, altı ay sadece anne sütü ile beslenme sıklığı %0.7- 49.0, birinci yılda anne sütüne devam etme sıklığı %1.3-78.3 olarak bildirilmiştir. Türkiye’de bebekler arasında emzirme yaygındır. 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) raporunda, tüm bebeklerin %96.4’ unun bir süre emzirildiği, ortalama emzirme suresinin de 16.7 ay olduğu belirtilmiştir. İlk bir saatte anne sütüyle beslenme sıklığı %50, altı aya kadar herhangi bir dönemde sadece anne sütüyle beslenme sıklığı %30.1, altı ay sadece anne sütü ile beslenme sıklığı %2.4 birinci yılda anne sütüne devam etme sıklığı %68.2’dir. Türkiye için bu sonuçlar emzirme acısından maalesef çok başarılı değildir.

  Anne Sütünün Özellikleri ve Bileşimi:

  Anne sütü bileşiminin en önemli özelliği, bebeğin gebelik haftasına (preterm veya term), doğum ağırlığına (düşük veya normal) ve ayına uygun değişim göstermesidir. Doğumdan ilk bir aya kadar olan dönemde anne sütünün besin öğeleri bileşimi (besin öğeleri açısından), bebeğin gastrointestinal sistemine uygun olarak farklıdır.

Anne sütü salgılandığı döneme ve bileşimine göre kolostrum, geçiş sütü ve olgun süt olarak adlandırılır.

Kolostrum: Doğumdan sonra ilk 5 gün boyunca salgılanan süttür. Yağ ve laktoz içeriği düşüktür. Proteinden, özellikle de antienfektif özellikleri olan proteinlerden zengindir.

Kolostrum; bebeğin gastrointestinal sistemini immunoglobulinler ile mukozal bir tabaka oluşturarak kaplar ve böylece yeni doğan bebeği dış ortamdan gelecek patojen mikroorganizmalara karşı korur. Bu özelliğinden dolayı kolostrum bebeğin ilk aşısı olarak kabul edilmektedir.

Geçiş Sütü (Transitional): Doğumdan sonra 7-14 günde salgılanan süttür.

Olgun Süt (Matur): 15. günden sonra salgılanan süttür. Bileşimi anneden anneye, günden güne, gün boyunca, emme ve emzirme süresince değişebildiği gibi emziren kadının beslenme özellikleri ile kişisel metabolik faktörlere bağlı olarak da değişebilir.

  Örneğin emzirmenin başında karbonhidrattan zengin ön süt gelirken, emzirmenin sonunda yağdan zengin son süt gelir. Bebeğe göre değişmekle birlikte son sütün gelebilmesi için bebeğin bir memeyi yaklaşık 10-30 dakika güçlü bir şekilde emmesi gerekir. Aksi halde yağdan zengin son süte ulaşmak mümkün değildir.

  Miktar olarak anne sütünün ilk gün 40-50 mL kadar salgılanmakta, 15. günde bu miktarın 700-800 mL’ ye çıktığı bilinmektedir.   Anne ve bebeğin ayrı kalması durumunda, bebek sağılmış anne sütüyle beslenebilir.

  Sağılmış anne sütü;

    3 saat (WHO: 8 saat) oda ısısında, 

    3 gün (WHO: 24-48 saat/1-2 gün) buzdolabında, 

    3 ay (WHO: 3 ay) dondurucuda saklanabilir.

  Anne sütünde karbonhidratların çoğunluğunu laktoz oluşturmaktadır. Laktoz esas görevi olan enerji sağlamanın yanında kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin emilimini artırır, beyin gelişiminde rol oynar. Ayrıca laktoz anne sütünde bulunan diğer karbonhidrat türü olan oligosakkaritlerle birlikte bağırsaklarda bulunan ve yararlı bir bakteri olan   Laktobasillus bifidusun büyümesini uyararak bebeği enfeksiyonlara karşı korur. 

  Anne sütü kazeini az, buna karşılık laktalbumin ve laktoglobulin gibi küçük moleküllü proteinlerden (whey protein) zengindir. Bu nedenle sindirimi kolay ve biyoyararlılığı yüksektir. Anne sütündeki protein, bebeğin sindirim sisteminde kayba uğramadan %100 kullanılan örnek proteindir. Alerjen bir protein olan -laktoglobulin anne sütünde yoktur. Anne sütü içerdiği sekretuvar immunoglobulin A (IgA) nedeniyle bebeği besin alerjisinden korur. Anne sütünde laktoferrin, bifidus faktoru, interferon vb. antienfektif özellikler gösteren pek çok öğe bulunur.

  Anne sütünün enerjisinin yaklaşık yarısı yağlardan gelir. Elzem yağ asitlerinden zengindir ve bu özelliğinden dolayı beyin, merkezi sinir sistemi ve görme işlevlerinin gelişiminde önemli rol oynar.

  Anne sütündeki demirin biyoyararlılığı yüksektir. Normal bir beslenmede demir emilimi %10 iken anne sütündeki demirin emilimi yaklaşık %50’dir. Büyüme ve gelişme için çok önemli bir mineral olan çinkonun da anne sütündeki emilimi yüksektir.

  Emzirme Döneminde Beslenme:

  Emzirme bebeğin sağlıklı olarak büyüme ve gelişmesi için önemli fizyolojik bir olaydır.   Emzirme döneminde enerji ve besin öğelerinin yeterli alınması, bebeğin büyüme ve gelişmesi için önemlidir. Emzirme sırasındaki enerji ve besin öğeleri gereksinmesi gebelikte olduğundan daha fazladır. 

  Emzirme döneminde annenin günlük enerji ve besin öğeleri gereksinmesi; yaş, gebelik öncesi vücut ağırlığı, besin depolarının yeterlilik derecesi ve fiziksel aktivite gibi birçok etmene bağlıdır. Buna bağlı olarak bu donemde bazı vitamin-mineral gereksinmeleri artmaktadır.

  Anne sütü bebeklerin büyüme ve gelişmesini en iyi şekilde sağlamanın yanında, onları başta ishal olmak üzere pek çok hastalıktan, kansızlıktan ve yaşamın ileri dönemlerinde ortaya çıkabilecek birçok hastalıktan korur. 

  Emziklilikte salgılanan süt, annenin aldığı besinlerin bir ürünüdür. Süt için gerekli olan besinler annenin kendi gereksinimine ek sayılmalıdır. Süt veren anne hem kendi vücudundaki besin öğeleri depolarını dengede tutmak hem de salgıladığı sütün karşılığı olan enerji, protein, mineral ve vitaminleri almak için yeterli ve dengeli beslenmelidir. Aksi takdirde kendi vücut depolarından harcanmaktadır. Bu da sağlığının bozulmasına ve yetersiz süt salgılanmasına neden olmaktadır. 

•    Emziren anne dört besin grubunda (süt grubu, et- yumurta- kurubaklagil grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu) yer alan besinlerden gerekli miktarda tüketmelidir.

•    Yeterli düzeyde anne sütü üretimi için yeterli miktarda sıvı alınması gerekmektedir. Günde en az 10- 12 bardak su, ayran, evde hazırlanmış meyve suyu içerek sıvı tüketimi artırılmalıdır. Anne sütü verimliliği; annenin sağlıklı beslenmesine, bol sıvı almasına ve dinlenmesine bağlıdır.

•    Annenin emzirme döneminde zayıflama diyeti yapmaması gerekmektedir. Özellikle emzirme döneminde düşük kalorili bir diyet uygulanması süt yapımını azaltmakta ve sütün besin değerini olumsuz yönde etkilemektedir. 

•    Anne kesinlikle alkol ve sigara tüketmemelidir.

•    Soğan, sarımsak, brokoli, karnabahar, acı baharat ve kuru baklagiller, gazlı içecekler ve hazır meyve suları anne sütünün tadını değiştirebilir. Bu durum bazı bebeklerde huzursuzluk yaratabilir. 

•    D vitamini gereksinimini karşılamak için güneşten uygun saatlerde düzenli olarak yararlanmak gerekmektedir.

•    Aynı zamanda bebeğin gelişiminde önemli bir mineral olan iyodu karşılamak için iyotlu tuz kullanılmalıdır.

•    Emzikli Kadınlar için gerekli günlük besin tüketim miktarları:

     Süt- yoğurt: 2-3 su bardağı (400- 600 ml)
     Peynir: 2 kibrit kutusu kadar (60 gr)
     Et- tavuk- balık: 3-4 porsiyon
     Yumurta- Kurubaklagiller: 1 porsiyon
     Taze sebze ve meyveler: 5-7 porsiyon
     Ekmek: 4-6 dilim
     Pirinç- bulgur- makarna: en fazla 2-3 porsiyon

Emzirmenin Korunması, Desteklenmesi ve Geliştirilmesi:

  Bebeğin emmesi süt yapımını uyaran, annenin daha fazla süt salgılamasını sağlayan en önemli faktördür.

• Emzirmeye doğumdan sonra ilk yarım-bir saat içinde başlanmalıdır.

• Doğum sonrası anne ve bebeğin aynı odada kalmaları sağlanmalıdır.

• Emzirme ilk aylarda bebeğin isteğine göre ayarlanmalı, herhangi saatli bir program uygulanmamalıdır.

• Bebek gece de emzirilmelidir.

• Emzik ve biberon kullanılmamalıdır.

• Tıbbi gereksinim olmadıkça bebeklere anne sütü dışında herhangi bir yiyecek ve içecek verilmemelidir.

• Anne bebek ayrı kaldıklarında anne sütü sağılarak verilmelidir.

• Emzirmeye ilk 6 ay sadece anne sütüyle, daha sonraki donemde tamamlayıcı besinlerle birlikte 2 yıl devam edilmelidir. Anne Sütünün Korunması, Özendirilmesi ve Desteklenmesi İçin;

• Gebeliğin başından itibaren tüm anne adaylarının bebeklerini anne sütü ile besleyebilecekleri konusunda inandırılmalı, cesaretlendirilmeli, motive edilmeli ve bilgilendirilmelidir.

• Doğumdan sonra emziren annelerin iyi beslenmesi, yorgunluktan, stresten uzak kalması, uyku dahil düzenli bir yaşam biçimine sahip olabilmeleri için aile ve arkadaş çevresinden yardım alması gerekmektedir.

• Toplum tarafından emzirmenin bebek için doğal, en kolay, sağlıklı bir beslenme yöntemi olduğunun anlaşılması ve alışveriş merkezleri, restoranlar, iş yerleri gibi sosyal alanlarda emziren annelere uygun ortamların sağlanması gerekmektedir.

• Emzirme tekniği ya da emzirmeden kaynaklanan herhangi bir soruna sahip olan anneye emzirme danışmanları ve sağlık profesyonellerinin destek olmalıdır.

• Tüm sağlık çalışanlarının, sağlık profesyonellerinin, sivil toplum kuruluşlarının, işverenlerin, aile ve arkadaş çevresinin emzirmeyi destekleyen her türlü çabayı göstermesi önerilmektedir.

Bebeklik Döneminde Demir ve D Vitamini Desteği:

Demir Desteği: Demir eksikliği, bebekler arasında sık rastlanan bir halk sağlığı sorunudur. Anne sütünün demir içeriği düşük, ancak biyoyararlılığı yüksektir. Bu nedenle miyadında doğan ve ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenen sağlıklı bebeklerde demir eksikliğinin gelişmesi beklenen bir durum değildir. Bununla beraber annede demir eksikliğinin olması, bebeğin yetersiz demir deposu ile doğması, ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmenin mümkün olmaması, tamamlayıcı besinlerin zamanında başlanmaması, çeşit ve miktar olarak uygun olmaması, bebeğin hızlı büyümesi, enfeksiyonların sık olması gibi nedenlerle bebeklik (0-1 yaş) döneminde demir eksikliği sık görülmektedir. Türkiye’de 2004 yılından bu yana, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından “Emzirmenin Korunması, Özendirilmesi, Desteklenmesi ile Demir Yetersizliği Anemisinin Önlenmesi ve Kontrolü Programı: Demir Gibi Türkiye” kapsamında 4-12 aylık bebeklere 10 mg/gün ücretsiz demir desteği yapılmaktadır.

D Vitamini Desteği: D vitamini, kalsiyum ile birlikte kemik gelişiminde rol alan en önemli 2 besin öğesinden biridir. Vücutta D vitamini oluşumu için ana kaynak güneş ışınlarıdır. D vitamini besinlerde oldukça az bulunur. Anne sütünün D vitamini içeriği de düşüktür. Bu nedenle dünya genelinde bebeklik döneminden başlayarak, D vitamini destek programları uygulanmaktadır. Türkiye’de 2005 yılından bu yana, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından “D Vitamini Yetersizliğinin Önlenmesi ve Kemik Sağlığının Geliştirilmesi Programı” kapsamında, 0-12 aylık bebeklere 400 IU/gün (3 damla) ücretsiz D vitamini desteği yapılmaktadır.

  TAMAMLAYICI BESLENME DÖNEMİ

  Doğumdan sonraki ilk bir yıl “süt çocukluğu” veya “bebeklik” donemi olarak tanımlanır.   Bu donemdeki büyüme, yaşamın diğer dönemlerine göre en hızlıdır. Yeni doğan bir bebek; 6. ayında doğum ağırlığının iki katına, bir yaşında ise 3 katına çıkar. Bu nedenle bu donemdeki günlük enerji ve besin öğeleri gereksinimleri de yaşamın diğer dönemlerine göre yüksektir. Bu donemdeki beslenme, sadece ideal büyüme ve gelişme için değildir, yaşam boyu doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve erişkin donemdeki sağlığın korunması açısından da önemlidir.

  Tamamlayıcı Beslenme ve Önemi:

  Yaşamın ilk 6 ayı boyunca bebekler sadece anne sütü ile beslenmelidir. Altıncı aydan sonra anne sütü tek başına bebeğin özellikle demir, çinko, A vitamini ve enerji gereksinimini karşılamada yetersiz kalır. Bu nedenle anne sütüne ilave olarak bazı besinlerin verilmesi gerekir. Anne sütüne ilave olarak verilen bu besinlere “tamamlayıcı besin”, besinlerin verildiği doneme de “tamamlayıcı beslenme dönemi” denir. Tamamlayıcı beslenme döneminde anne sütü temel besindir. Bebeğe verilen ilave besinler anne sütünün destekleyicisidir, tamamlayıcısıdır. Ancak kesinlikle anne sütünün yerini alamaz. Etkili bir tamamlayıcı beslenmenin uygulaması, ancak anne sütünün sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ile mümkündür.

*  Tamamlayıcı besinlerin zamanında, uygun çeşitte, kaliteli, besleyici, temiz, güvenli ve yeterli olması gerekir.

*  Tamamlayıcı besinlere ideal olarak 6. ayına gelen sağlıklı, gelişimi normal olan her çocukta başlanmalıdır.                          

*  Tamamlayıcı besinlere başlanabilmesi için bebeğin sindirim ve boşaltım sistemlerinin gelişmiş, nörolojik gelişiminin tamamlanmış olması gerekir.

*  Tamamlayıcı beslenme surecinde bebeğin değişik tat, lezzet ve kıvamda besinlere alışması sağlanırken, aynı zamanda yeme işleviyle ilgili yetenekleri de gelişir. Bebek sıvı bir besin olan tek başına anne sütü ile beslenirken, zaman içinde kendisi için özel olarak hazırlanmış püre kıvamındaki besinlere alışır, bu döneminin sonunda ise aile yemeklerine geçiş sağlamış olur.

Öneriler:

• Bebekler, ilk 6 ay her istediğinde, sayılarla sınırlanmadan gece ve gündüz emzirilmelidir.

• Bebek günde toplam en az 8 kez emzirilmelidir.

• Emzirme 2 yaşına kadar sürdürülmelidir.

• Altıncı ay ve sonrasında, tamamlayıcı besinlere başlandığında da bebek her istediğinde sık sık emzirilmelidir.

Altıncı aydan sonra bebeklere tamamlayıcı besin olarak;

• Enerji ve besin öğesi acısından zengin, temiz ve güvenli, evde bulunan, yerel olarak bulunması, satın alınması ve hazırlanması kolay besinler verilmelidir.

• Tamamlayıcı besinlere 6.ayda bir tatlı kaşığı miktarı ile başlanmalı, giderek miktarı ve tolere ettikçe çeşidi artırılmalıdır.

• Altı-12 aylık donemde bebek her istediğinde emzirilmeye devam edilmeli, anne sütü alıyorsa bebeğe günde 3 kez, almıyorsa 6 kez tamamlayıcı besin verilmelidir.

• 12 ay-2 yaş döneminde bebek her istediğinde emzirilmeye devam edilmeli, günde 5 kez ev yemekleri verilmelidir. Yemeğin ya da besinin miktarı bir su bardağı veya bir kasedir.

• Bebeğin beslendiği her bir öğünde aktif olarak yemeklerini yemesi sağlanmalıdır.

• Tamamlayıcı besinleri bebeğe verirken kaşık ya da bardakla besleme yöntemi kullanılmalı, asla biberon kullanılmamalıdır.

• Hazırlanan tamamlayıcı besinler, buzdolabında tutulmalı, aksi halde 2 saat içinde tüketilmelidir.

• Bebek hastalandığında hastalığı suresince ve sonrasında normalden daha fazla emzirilmeli, sıvı alımı ve öğün sayısı artırılmalıdır. Hastalıktan sonra kaybettiği ağırlığı kazanıncaya kadar ya da yeterli büyümeyi sağlayıncaya kadar, bebeğin mümkün olduğunca daha fazla beslenmesi desteklenmelidir.

• Yeterli ve dengeli beslenmenin en iyi göstergesi vücut ağırlık kazanımı ve boyunun uzamasıdır. Bebeğin vücut ağırlık kazanımı, büyüme eğrileri ile izlenmelidir.

Tamamlayıcı besinlere erken (6. aydan önce) başlamanın sakıncaları;

• Anne sütünün verimi ve hastalıklara karşı koruyucu etkisi azalır.

• Çocuğun büyüme ve gelişmesi yönünden olumlu etkisi yoktur.

• İlk aylarda dilin dışarı itme refleksi güçlüdür, çiğneme becerisi 5- 6. aylarda gelişir.

• Baş kontrolü, gelişmemiştir, bebekler isteksizdirler.

• Böbrek fonksiyonları yeterince gelişmemiştir.

• Sindirim sistemindeki enzimler yeterince gelişmemiştir.

• Alerjik hastalıkların artmasına neden olur.

• Katı besinler boğulmalara neden olabilir ve zatürre ishal vb. hastalıklarda artışa neden olur.

Tamamlayıcı besinlere geç başlamanın ( 6.aydan sonra) sakıncaları;

• Bebeğin artan gereksinmeleri karşılanamaz.

• Büyüme ve gelişmesi yavaşlar.

• Besin öğelerinin yetersiz alınması malnutrisyon, anemi gibi hastalıkların görülme riskini artırır. Tamamlayıcı beslenmede süt, yoğurt, peynir, yumurta, et, tavuk ve balık vb. hayvansal kaynaklı, tahıllar, kok bitkiler, sebzeler, meyveler ve baklagiller gibi bitkisel kaynaklı olmak üzere çok sayıda besin yer almalıdır. Tamamlayıcı besinler ev koşullarında taze olarak hazırlanmalıdır.

İnek Sütü: Büyümekte olan çocuklar için önemli bir besin kaynağıdır. Ancak protein- kazein ve sodyum içeriği yüksek, demir içeriği ve biyoyararlılığı düşüktür. Bu nedenle tamamlayıcı besinler içinde az miktarda yer alabilir. Ana besin ya da içecek olarak kullanılmamalıdır.

Yoğurt: Anne sütünün tamamlayıcı olarak ise 6. aydan itibaren ilk besin olarak verilebilir. Bebeğe başlanan ilk tamamlayıcı besinin yoğurt olması, bağırsak florasının düzenlenmesi açısından da önem taşımaktadır.

Meyve Suları-Püreleri: Meyveler bebeklere 6. ayından sonra meyve suyu, sonrasında meyve püresi şeklinde verilmelidir. Taze meyvelerden sıkılarak hazırlanan meyve suları, iyi bir C vitamini kaynağıdır. Bebeklerde ilk başlanacak meyve suyu ya da püresi elma ve şeftali olmalıdır. Turunçgiller bebekte gaz şikayetlerine veya alerjen etkiye neden olabildiğinden 8-9. aylardan sonra verilmelidir. Meyve suyu ya da püresine şeker eklenmemelidir.

Sebze Suları-Püreleri: Çok sayıda vitamin, mineral, antioksidan ve posa içeren sebzeler, meyvelerde olduğu gibi bebeklere 6. ayından önce sebze suyu, sonrasında sebze çorbası, püresi şeklinde verilmelidir. Sebze suyu, çorbası, püresi olabildiğince taze olarak hazırlanmalı ve bekletilmeden bebeğe yedirilmelidir.

Yumurta: Yumurta kaliteli protein ve demir içeriği nedeniyle besin değeri yüksek, aynı zamanda ucuz bir besindir. Bu özelliği ile bebek beslenmesinde önemli bir besindir. Altıncı aydan itibaren yumurta sarısı, az miktarlarda başlanmalı ve bir hafta süresince her gün daha sonra miktarlar arttırılarak, 4. haftada tam yumurta sarısına geçilmelidir. Yumurta sarısının özellikle demirden zengin olması bebeğin 6. aylarda boşalmaya başlayan demir depolarının desteklenmesi acısından önemlidir. Yumurta beyazı ise bazı hassas bebeklerde alerjen etki gösterebilir. Bu nedenle 9-12. aylarda başlanması daha güvenlidir.

Etler: Etin lifli yapısı, bebekler tarafından tüketilmesini güçleştirir. Bu nedenle et diğer tamamlayıcı besinlerin (çorbalar, sebze püreleri vb.) içinde, 6. aydan sonra kıyma şeklinde ya da küçük parçalara ayrılmış şekilde kullanılabilir. Tavuk etinin daha çok demirden zengin olan but kısımları (kırmızı et) tercih edilerek et yerine kullanılabilir. Balık tamamlayıcı besin olarak 6. aydan sonra haşlanmış veya fırında iyice pişirilip, iyice ayıklanarak çorba, sebze püresi vb. diğer tamamlayıcı besinlerin içinde haftada bir kez verilmelidir.

Kurubaklagiller: Bebeklere 7.-8. aylardan sonra mercimek çorbaları şeklinde başlanıp; 9-12. aylarda verilebilecek olan nohut, fasulye gibi baklagiller, ilk başlandığında haşlanıp kabuğu ayrıldıktan sonra çorbalara, sebze pürelerine ezilmiş halde eklenerek, denenir, daha sonra doğal şekliyle verilebilir.

Tahıl Çorbaları- Tahıllar: Tarhana çorbası, yayla çorbası ve pirinç-bulgur eklenmiş sebze çorbaları, bebeğe 6. aydan itibaren verilir. Bu çorbalara alışan bebeğe 7.-8. aylarda mercimekli-kıymalı farklı karışımlar şeklinde zenginleştirilmiş çorbalar, daha koyu kıvamlarda verilebilir. Bebek ev yemeklerine ve taneli besinlere alıştığında ise tahıllar, az miktarlarla pilav-makarna şeklinde verilir.

Peynir: Pastörize sütten yapılmış ve tuzsuz olması koşuluyla, bebeğe 6. ayda küçük miktarlarda verilir.

Şeker: Enerji kaynağı olması ve bebeğin tatlı tadını öğrenmemesi acısından, bebek beslenmesinde şeker önerilmez.

Pekmez: Demir ve kalsiyumdan zengin (20 pekmez: 2 mg demir, 80 mg kalsiyum içerir)olan pekmez, bebek beslenmesinde tatlandırıcı olarak kullanılabilir.

Bal: Clostridium botulinum sporlarını içerebilmesi nedeni ile botulizm riski taşır. Süt çocuklarının mide asidi düzeyi düşük olduğundan Clostridium botulinum sporlarını öldüremez. Bu nedenle bir yaşından küçük çocuklara bal önerilmemektedir.

Su: İlk 6 ay sadece anne sütü alan çocukların su gereksinimleri bileşiminin %87 si su olan anne sütü ile karşılanır. Tamamlayıcı besinler başlandığında bebeğin ilave sıvıya gereksinimi olur. Bu nedenle 6-12 aylık donemde bebeklere 1-2 su bardağı kadar temiz su verilebilir.

Tamamlayıcı Beslenmede Dikkat Edilecek Noktalar:

• Emzirme devam ederken, altıncı ayda küçük miktarlarda tamamlayıcı besinlere başlanmalı ve çocuk büyüdükçe besin miktarı artırılmalıdır. Emzirilen ve gelişimi normal bebeklere, 6 aydan önce tamamlayıcı besinler başlanmamalıdır.

• Tamamlayıcı beslenmede öğün sayısı ve miktarları, bebeğin yaşına ve anne sütünden yararlanma miktarına göre ayarlanmalıdır. Besin, bebeğin yaşına ve sindirim sistemi özelliklerine uygun hazırlanmalıdır.

• Bir seferde, birden fazla tamamlayıcı besine başlanılmamalı, yeni besin birkaç gün sonra denenmelidir. Eğer bebek yeni denenen besinin lezzetini beğenmediyse ya da ishal, kusma oluştuysa, beklenmeli ve kısa bir aradan sonra tekrar denenmelidir.

• Yeni besin, bebek açken verilmelidir.

• Alerji problemi olan ailelerin çocuklarına yumurta, balık, domates, çilek gibi alerjen olma ihtimali yüksek olan besinler aile problemi göre verilmelidir. Gluten içeren tahıllı besinlerin, altı aydan sonra verilmesi daha uygundur.

• Anne sütü ile beslenen bir bebeğin, tamamlayıcı besinlerden alması gereken günlük öğün sayısı, 6-8. aylar arasında 2-3 kez, 9-11. aylar arasında 3-4 kez, 12-24. aylar arasında 3-4 kez olmalıdır. Öğünde alınan besinlerin enerji yoğunluğu düşükse veya bebek emzirilmiyorsa öğün sıklığı artırılmalıdır.

Kaynak: Türkiye Beslenme Raporu- 2015