Ana Sayfa / Beslenme Tavsiyeleri / Bebek sağlığı açısından ürünleri nasıl değerlendirmeliyiz?

Bebek sağlığı açısından ürünleri nasıl değerlendirmeliyiz?


Bebek Beslenmesinin Önemi ve Doğru Beslenme

Bebek doğduktan sonra Yaratan ona öyle bir besin hazırlamış ki, adeta dış ortama karşı tutunması için gerekli olan her şeyi içeren bir kalkan “Anne Sütü” . Bebeğin tüm ihtiyaçlarını bilen birisi tarafından terk edilmiş mucize bir besin. Bilimsel çalışmalar, her geçen gün bu besinin yeni mucizelerini ortaya çıkarmaktadır. Tüm endüstriyel gelişmelere rağmen bir türlü taklit edilememektedir.

Bebeğin Doğru Beslenmesini Neden Önemli?

Geleceğin büyükleri bebekler yaşam koşullarına ne kadar iyi hazırlanırlarsa ileriki yaşlarda daha sağlıklı olup, daha hasarsız ve uzun yaşarlar. İnsan yaşamının her döneminde beslenme önemli olmakla birlikte, yaşamın temellerinin atıldığı ilk yıllarda daha da önemli olmaktadır. Anne karnındaki bebek, dış ortamda yaşayabilecek kapasiteye gelinceye kadar, nasıl özel bir ortamda özel olarak beslenip muhafaza ediliyorsa, doğumdan sonra da her dönemin kendine özgü beslenme ve çevre şartlarının sağlanması son derece önemlidir. İlk haftalar, hatta ilk günler daha fazla olmak üzere yaşamın ilk 2 yılı beslenme açısından çok kritik bir dönemdir. Bu dönemde yapılacak bir beslenme hatasının (eksiklik, fazlalık veya uygunsuzluk) sonradan telafisi maalesef olamamaktadır. Böyle bir hata, çocuğun genetik potansiyeline uygun büyüyememe, okul başarısızlığı, davranış bozukluğu, obezite, erken kardiyovasküler hastalık, hipertansiyon, hiperlipidemi ve hatta kanser gibi hastalıklarla karşılaşmamıza neden olmaktadır. Dolayısı ile ileriki yaşamımızda sağlıksız ve kısa bir ömür yaşama riski ile karşı karşıya kalabilmekteyiz.

Beslenme Açısından Yaşamın İlk 2 Yılı Neden Çok Önemlidir?

Küçük yaşlarda hatta anne karnında hücrelerin çoğalması, farklılaşması, organların büyümesi ve gelişmesi oldukça hızlı olmaktadır. Anne karnındaki bebek ilk haftalarda gramlarla ifade edilirken 9 aylık olduğunda (doğumda) ortalama 3000-3500 gram ağırlığa ulaşmaktadır. Bu ağırlığın büyük bir bölümünü beyin gibi son derece önemli organlarımız oluşturmaktadır. Doğumdan sonra da 5.ayda doğum kilosunun 2 katına ulaşırken, bir yaşında da 3 katına varmaktadır. Büyüme hızı (dolayısı ile hücrelerin çoğalma hızı) zamanla ivmesini kaybederek erişkin yaşa gelinir. İşte hücrelerin sağlıklı çoğalması ve farklılaşması için sağlıklı bir çevre ve besin ortamı gerekir. Bu hızlı farklılaşma ve büyüme sürecinde meydana gelebilecek olumsuz çevre şartları veya uygunsuz beslenme organlarımızın gelişimini olumsuz etkileyecektir. Hücrelerimizin hızlı çoğalma dönemi dış ortama en hassas oldukları dönemdir. Organlarımızın şekillenmesi anne karnında olurken, gelişmelerin tamamlanması da doğumdan sonraki ilk yıllarda olmaktadır. Olumsuz şartlar organlarımızda birtakım eksikliklerle veya olmaması gereken oluşumların karşımıza çıkması ile sonuçlanmaktadır. Bu olumsuz şartlar hücre çekirdeğinde bulunan DNA’yı etkileyip bazen kanser oluşumuna zemin hazırlar tarzda bile olabilmektedir. Başta beyin olmak üzere, bağışıklık sistemimiz, sindirim sistemimiz ve birçok organımız ilk 2 yaşta büyük oranda programlanıp gelişimini tamamlamaktadır. Bu programlanma ile ileriki yaşamımızın nasıl gelişeceği, nelere hassas nelere dirençli olacağımız aşağı yukarı şekillenmektedir. Bu yüzden ilk 2 yaş dönemi beslenme açısından kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

İlk Yıllardaki Beslenme Hatalarının İleriki Yıllarda Telafisi Mümkün müdür?

Özellikle ilk 2-3 yaşta yapılan beslenme hataları ile gelişebilecek olumsuz durumların düzeltilmesi maalesef sonradan mümkün olamamaktadır. Örneğin anne babası uzun boylu olan, yani genetik olarak uzun boylu olması beklenen bir bebeğin beslenmesi ilk yıllarda eksik ise bu başta kilosunun yetersiz olmasına, uzun vade de boyunun kısa kalmasına yol açmaktadır. Daha sonra bunu düzeltmeye yönelik girişimler başarısız olmakla kalmaz, kişinin sağlığını daha da tehlikeli bir duruma sürüklemektedir. Bu girişimler obezite, şeker hastalığı ve kalp-damar hastalığı başta olmak üzere birçok soruna yol açmaktadır. Bu yüzden her dönemde, ilk 2 yaştaki dönemde uygun beslenme son derece kritik öneme sahiptir.

Annenin Gebelik ve Emzirme Döneminde Beslenmesi Bebeği Nasıl Etkiler?

Yukarıda değindiğim gibi daha anne karnında iken bebeğim doğru beslenmesi için annenin gebelik süresince sağlıklı ürünlerle doğru ve dengeli beslenmeye dikkat etmesi gerekir. Sigara, alkol gibi zararlı maddelerden uzak durmalıdır. Bebek anneye bağımlı olduğundan annenin tükettiği ne ise bebek de ondan etkilenecektir. Yapılan çalışmalar annenin gebe iken tükettiği besinleri, bebek doğduktan sonra da tüketme eğiliminde olduğunu gösteriyor. Anne tuzlu, baharatlı vb abur cubur tükettiyse bebek de bu tür sağlıksız besinleri tüketmeye meyilli olmaktadır. Bu yüzden anne gebelik ve emzirme süresince sadece kendisi için değil, çocuğu için de tükettiklerine dikkat etmelidir.

Sağlıklı Bir Yaşam için Bebeklik Dönemi Beslenmesi Nasıl Olmalıdır?

Bebek doğduktan sonra Yaratan ona öyle bir besin hazırlamış ki, adeta dış ortama karşı tutunması için gerekli olan her şeyi içeren bir kalkan “ANNE SÜTÜ“. Bebeğin tüm ihtiyaçları bilen birisi tarafından terkip edilmiş mucize bir besin. Bilimsel çalışmalar, her geçen gün bu besinin yeni mucizelerini ortaya çıkarmaktadır. Tüm endüstriyel gelişmelere rağmen bir türlü taklit edilememektedir. Mama firmalarının tüm çabası ve yatırımları biraz daha anne sütüne yaklaşmak içindir. Anne sütü bebeğe o anda ihtiyacı olan besini sağlarken, bebeğin ileriki yaşamda daha sağlıklı olabilmesi için adeta programlamaktadır. Burada saymakla bitiremeyeceğimiz özellikleri olan bu mükemmel besinin bir damlasının bile ziyan edilmeden bebeğe verilmesi gerekir. Bir annenin bebeğine verebileceği en iyi armağandır. Anne sütü bebeğe 6 ay tek başına yeterlidir. Bu yaştan sonra da bebeğin nöromotor işlevleri ve sindirim sistemi artık ek gıdaları tolere edebilecek, işleyebilecek gelişmişliğe ulaşır. Ancak 6 ay-12 ay arası dönemde anne sütü yine en önemli besin olmaya devam edecektir. Bebeğin besinsel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalabileceğinden bu dönemde geçiş besinleri dediğimiz besinlerle bebeklere takviye yapmamız gerekir. Bu besinler çocuğun tüketebileceği formda olmalı ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek (mikrobesin içeriği vb) nitelikte olmalıdır.

Anne Sütünü Ne Zamana Kadar Devam Etmeliyiz?

İlk günler çok önemli olmakla, ilk 6 ay mutlaka tek başına devam etmeli, 1 yaşına kadar ek besinlerle takviyeli bir şekilde devam etmelidir. 1 yaşından sonra da önemi azalsa da çok önemli bir besin kaynağı olmaya devam etmektedir. Bir yaşında bebek artık sofra yemeklerine alıştırılmalıdır. Ancak 2 yaşına kadar da emzirmeye devam etmenin hiçbir sakıncası yoktur, getirileri bu dönemde de ağırlık kazanmaya devam etmektedir. Bu yaşa kadar bebeğin tüm sistemlerin gelişmesi büyük oranda tamamlanmaktadır. Ancak 2 yaşından sonra emzirmeye devam etmenin hem bebek hem de anne yönünden götürüsü daha ağır basmaktadır. Bu yönden 2 yaşından sonra emzirmeye devam etmenin fazla bir gereği yoktur.

Emzirmenin Anneye Faydaları Var Mıdır?

Evet, anneye de birçok yönden faydası vardır. Başta her zaman sunulmaya hazır ve taze olduğundan ekstradan bebeğe mama hazırlama telaşından kurtulmuş olur. Emzirme sırasında salgılanan hormonlar annenin doğum sonu kanamalarının sonlanmasını sağlar. Aksi halde aşırı kanamadan anneler kaybedilebilirdi. Yine emzirmenin anne ile bebek arasında sıcak bir psikolojik bağın kurulmasına oldukça katkısı vardır. Emziren annenin çocukları ile daha iyi bağ kurduğu kesindir. Yine gebelik sırasında alınan aşırı kiloların verilmesinde emzirmenin faydası vardır. Salgılanan süt için gerekli olan enerjinin bir kısmı annenin gebelik boyunca depoladığı yağların yakılmasından sağlanmaktadır. Yine, emzirme annenin erken tekrar gebe kalmasını önler. Ayrıca, yapılan araştırmalar emzirmenin anneyi yumurtalık ve göğüs kanserinden koruduğunu göstermektedir.

Beslenme Durumunun İyi Gitmediğini Nereden Anlarız?

Bebek beslenmesinin iyi gitmediğinin en güzel kanıtları kilo ve boy yani büyümelerinin takibi ile anlaşılır. Bunun yanında özel besin öğelerinin eksikliklerinin özgün kanıtları olabilir. A vitamini eksikliğinde gece körlüğü, demir eksikliğinde kansızlık, D vitamini eksikliğinde raşitizm gibi. Her bebek genetik potansiyeline göre özel bir büyüme eğrisini takip eder. Hiçbir bebek başkası ile karşılaştırılmamalıdır. Bu yüzden her bebek kendi büyüme eğrisini takip ediyorsa kabaca sorun yok sayılabilir. Ancak kendi eğrisinden yavaş veya ani sapmalar olursa burada sorun var demektir. İşler iyi gitmiyor demektir. Olayın nedeninin araştırılıp müdahale yapılması gerekir. Aksi takdirde sorun müzminleşir ve geri dönüşümsüz sorunlara yol açabilir.

Son olarak;

Yaşamımızda bize sunulan fırsatları doğru okumalı ve onları zamanında değerlendirmeliyiz. Aksi halde ileriki zamanlar da telafisi mümkün olmayan istenmeyen sonuçlarla karşılaşabiliriz. Bu fırsatların en önemlisi emzirmedir. Bebekliğin ilk günlerinde bebeğin en fazla ihtiyacı olan anne sıcaklığını emzirme sayesinde karşılar. Bebeğin o anki tüm ihtiyaçlarını karşılaması yanında, bebeğin ileriki yaşamını sağlıklı bir şekilde geçirmesi için programlanmış olan mucize besin “ANNE SÜTÜ” nü ihmal etmeden bebeklerimize vermeliyiz. Anne sütü, bebeklerin en doğal hakkıdır. Allah’ın bebeklere verilmesi için bahşettiği bu canlı, her annenin kendi bebeğine özel muhteşem besini, anneler bebeklerine vermekle yükümlüdür.

  Kaynak: Süleyman Demirel Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi/Şurup Dergisi/Sayı-10