Ana Sayfa / Beslenme Tavsiyeleri / Şekerlenen bal tüketilir mi?

Şekerlenen bal tüketilir mi?


Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, ''Şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır'' dedi. 

Sıralı, yaptığı açıklamada, genellikle bal hasadının sona erdiği sonbahar aylarında ve sonrasında, havaların soğumaya başlamasıyla balın alındığı çiçeğin içeriğine bağlı olarak şekerlenme oluştuğunu söyledi.

Şekerlenmenin ballarda oldukça doğal bir olay olup, balın kimyasal içeriğiyle ilgili değil fiziki görünümüyle ilgili olduğunu dile getiren Sıralı, şöyle devam etti:

''Dolayısıyla şekerlenme, balın içeriğini değiştiren bir özellik değildir. Şekerlenmeyi balda bozulma sanan bazı tüketicilerimiz balı atmakta ya da başka yöntemlere başvurmaktadır. Bilinen yöntemlerin en başında ise balın ısıtılarak eritilmesi gelmekte. Ancak balın ısıtılması bir takım sorunu da beraberinde getirmekte.''

''Enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte"

Balın yaklaşık olarak yüzde 18 su, yüzde 80 oranında şeker ve yüzde 2 oranında da protein, vitamin, mineral, asit ve enzim gibi hayati öneme sahip maddelerden oluştuğunu anlatan Sıralı, ''Isıtma sırasında balın içeriğindeki su ve şeker miktarı değişmemekte ancak yüzde 2 oranındaki enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte'' diye konuştu.

Sıralı, insan sağlığı için önemli olanın, balın içeriğinde yer alan su ve şeker oranı değil protein, vitamin, mineral, asit ve enzimler olduğuna dikkati çekerek, ''Bu nedenle tüketicilerimize şunu tavsiye ediyoruz, şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır'' dedi.

Eskişehir Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Gürbüz Turhan, yaptığı açıklamada, balın, arıların çiçeklerden ve çiçekli ağaçların yapraklarından salgılanan nektar ve salgıları toplayarak kovana getirirken kursaklarında kendilerinden bazı enzimleri katıp petek gözüne aktardığını belirterek, petek gözünde depolanan sıvı maddenin de bal olduğunu kaydetti.

Dışarıdan arıya glikoz, şeker ve buna benzer gıdalar verildiğinde balın hakiki olmayacağını ifade eden Turhan, şöyle konuştu: “Balı arı yapar. Arının yaptığı gerçek bal kristalize olur. Halk deyimiyle şekerlenir. Bal çiçek balı ve salgı balı olmak üzere ikiye ayrılır. Çiçek balının içinde polen olduğundan dolayı kristallenir. Polenlerin özelliğine göre bal bir gün ile bir yıl arasından mutlaka kristalize olur. Salgı balları kristalize olmaz. Alındıkları gibi uzun yıllar berraklığını korur. Halk arasında çam balı olarak bildiğimiz bu çeşit, diğerlerine nazaran pek makbul değil. Balı kristalize eden en büyük etkenlerden biri de balın içindeki şekerdir. Balın yüzde 80'i şeker, yüzde 20'si de sudur. Şekerin de yüzde 3'ü de mutfaklarda kullandığımız, bilinen çay şekeri, diğer kısmı meyve ve üzüm şekeridir. Bir balda meyve şekeri fazlaysa o bal çok uzun süre sonra kristalize olur.”

SAHTE BALCILARA DİKKAT

Turhan, gerçek balın kristalize olduğunu, kristalize olmayan balın ya salgı ya da şekerden üretilmiş sahte bal olduğunu ifade ederek, vatandaşlarımızın kristalize olan bala rağbet etmesi gerekir. Balın kristalize olması aynı zamanda binlerce yıl bozulmadan kalabilmesi için kendisini korumaya alma işlemidir. Yani doğal bir olaydır. Kristalize olan bal özelliğinden ve lezzetinden hiçbir şey kaybetmez” dedi.

Avrupa'da insanların kristalize olan balı tükettiğini vurgulayan Turhan, şunları belirtti:

“Bir de her bal alan tüketici tarafından (Bu bal şekerli mi? İçine ne kadar şeker kattınız? Bal aldım şekerlendi, bu bal sahteymiş) gibi sorularla karşılaşıyoruz. Tüketicimiz şunu iyi bilmelidir balı kristalize olmuş şekliyle tüketmek daha iyidir. Donmuş bal 42-45 dereceler arasında 8-10 saat su dolu bir kapta ısıtılarak çözdürülür. Tüketicimiz balını güvendiği yerlerden almalı. Piyasada glikoza bal esansı karıştırarak satan sahte balcılar var. Bunlara dikkat edilmesi gerekir.”

Turhan, Türkiye'nin kovan sayısı bakımından dünyanın ikinci büyük ülkesi olduğunu belirterek, “Ancak, ülkemizde kişi başına bal tüketimi aylık ortalama 300 gram. Bu oldukça düşüktür. Avrupa'da ise kişi başına ayda 1-1,5 kilogram bal tüketiliyor. Biz genelde hasta olunca ya da biri tavsiye edince bal yeriz. Oysa bir kişi ayda en az bir kilo bal tüketmelidir. Bal karaciğeri yormadan kana karışıyor. Dinç ve genç kalmanın en büyük ilacıdır” dedi.